Cahit Sıtkı Tarancı

(1910-1956)
Diyarbakır’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Mülkiye Mektebi’nde okudu. Paris’e gitti. ikinci Dünya Savaşı çıkınca geri döndü. Çevirmenlik yaptı. Ağır bir hastalığa yakalandı. Viyana’ya götürüldü. Orada öldü. Ankara’ya getirilip toprağa verildi. Otuz Beş Yaş şiiriyle ün yaptı. Hayat, aşk ve ölüm, şiirlerinin başlıca temalarını oluşturmaktadır.

ESERLERİ
Şiir:
Ömrümde Sükut (1933), Otuz Beş Yaş (1946), Düşten Güzel (1952), Sonrası (1957).

Düzyazı:
Ziya’ya Mektuplar (1957 - Z.O. Saba’ya yazdığı mektuplar). Şairin gazetelerde kalmış 22 öyküsünü Selahattin Öner’i toplamıştır: C.S. Tarancı’nın Hikâyeciliği ve Hikâyeleri (1976).

XXXXXXXXXXXXX

Şiirlerinden örnekler;

DESEM Kİ
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lâzım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki…
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

AŞK
Açınca baharın dişi gülleri,
Bir başka rüzgâr eser bahçelerde.
Dinle çılgınca öten bülbülleri;
Sorma niçin düştüğünü bu derde.

De ki: – Aşktır şâdeden gönülleri;
Perişan, berbat eden gönülleri.
Aşk söyletir en yanık türküleri,
Ay buluta girdiği gecelerde.

BİR ÖLÜNÜN ARDINDAN

Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselâm;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alâkam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben bu çiçeklerim.

Yorum yok

Balzac

Honoré de Balzac 20 Mayıs 1799′da Tours’da doğdu. Babası bir köylü ailesindendi; adını sonradan Balzac olarak değiştirmiş ve buna soyluluk ifade eden “de” öntakısını eklemişti. Balzac hukuk öğrenimi yaptı, ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim, sonunda ağır bastı. İlk edebi yapıtlarının başarısızlığa uğraması nedeniyle basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Ancak sonunda kesin olarak edebiyata yöneldi. Yaşamı boyunca, bir salon adamı olarak göze çarptı. Hükümdarların hükümdar soyundan gelmesi gerektiğini savunanlara katıldı, görüşlerini kimi yapıtlarına da yansıttı. 1830′lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında topladı: Örf ve Adet İncelemeleri; Felsefi İncelemeler ve Çözümleyici İncelemeler.

1840′dan sonra, İnsanlık Güldürüsü’nün ciltleri yayınlanmaya başlandı; İnsanlık Güldürüsü, Balzac’ın daha önce yazdığı romanların toplandığı ciltlerin genel başlığıydı. Ne var ki hastaydı, gitgide artan ağrıları da edebiyat çalışmalarının yavaşlamasına neden oluyordu. 1848 devrimi gibi önemli tarihsel olayları yaşadıktan sonra, 18 Ağustos 1850′de öldü. Arkasında 85 tamamlanmış, 50’si taslak halinde kalmış romanlar bıraktı. Balzac, İnsanlık Güldürüsü’nün, sayısı 2000′i aşan kahramanları ile önümüze Fransız toplumunu ve kimi evrensel değerleri sermiştir. Başlıca yapıtları arasında Goriot Baba, Vadideki Zambak, Eugenie Grandet, Köy Hekimi, Köylüler, İki Yeni Gelinin Anıları sayılabilir. Aşağıda, İki Yeni Gelinin Anıları adlı kitaptan bir bölüm bulacaksınız. Balzac’ın 1840-1841 yılları arasında yazdığı, iki arkadaşın birbirlerine gönderdiği mektuplardan oluşan İki Yeni Gelin, önce La Presse gazetesinde 1 Kasım 1841 – 15 Ocak 1842 arasında tefrika edildi, daha sonra Souverain yayınları arasında 1842 yılında kitap olarak yayınladı.

Honoré de Balzac ölçüsüz hırsı, devasa yapıtının evrenselliğiyle, Moliere ve Hugo’yla birlikte kuşkusuz Fransız edebiyatının en önemli adlarındandır. İtalya’da Dante’nin, İspanya’da Cervantes’in, İngiltere’de Shakespeare’in, Almanya’da Goethe’nin, Rusya’da Tolstoy’un yaptığı gibi, o da Fransa’da gerçekliğe damgasını vurmuş, dilin bütün olanaklarını kullanarak çağının toplumunu anlatmış, kendi kişiliğini yapıtına yansıtarak, yaşamla edebiyat arasında şaşırtıcı ilişkiler kurabilmiştir. Yaşamla romanı kaynaştırarak, ‘yaşamdaki zaferlerle’ ‘edebiyattaki zaferleri’ aynı potada eritmiş, yaşamını ve romanlarını ‘kesinlikle aynı biçimde kurmuştur’ (Proust).

Yorum yok

Aziz Nesin

1915 yılında İstanbul’da doğdu.Kuleli Askeri Lisesi’ni, Harp Okulu’nu (1937) bitirdi, subaylıktan gazete fıkra yazarlığına geçti (1944), birçok gazetede yazdı. Sabahattin Ali ile birlikte, biri kapatılınca öteki, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba (1646/47) ve tek başına Zübük (1962) adlı mizah dergilerini çıkardı; yazılarından ötürü hapse girdi, sürüldü. Bir ara Düşün Yayınevi’ni (1956) kurdu, dağıttı. Hayatını bağımsız yazar olarak sürdürdü. 6 Temmuz 1995 tarihinde öldü.

Sanata şiirler, gerçekçi hikayeler (Millet Dergisi, 1944) ile başlamıştı, dünyaca tanınan güçlü bir mizah yazarı oldu. Cumhuriyet Döneminde Türk Mizahı (1973) adında bir de antoloji düzenlemiş olan yazar, Türkiye’de ve başka ülkelerde yayımlanacak, oynanacak kitap ve oyunlarının telif hakları ve dileyenlerin yardım ve bağışlarıyla yürütülmek üzere, 1972’de bir NESİN VAKFI kurdu; bu vakfın amacı “Vakfın yurduna her yıl alınacak dört kimsesiz ve yoksul çocuğu, ilkokuldan başlatarak yüksek okulu, meslek okulunu bitirinceye ya da bir meslek edininceye dek, her türlü gereksinimlerini sağlayarak barındırmak, yetiştirmektir.” Vakıf her yıl bir edebiyat yıllığı çıkarıyor. İlk Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı 1976’da çıktı.

Kazandığı ödüller, armağanlar; A) Türkiye’de; Üç Karagöz Oyunu (bas. 1968) ile Milliyet gazetesinin 6. Karacan Armağanı birinciliğini (1968), Çiçu ile Türk Dil Kurumu 1970 Tiyatro Ödülü’nü, Pırlatan Bal oyunuyla Arkın Çocuk Edebiyatı Ödülleri ikinciliğini (1974) kazandı. B) Yurt dışında aldığı uluslar arası ödüllerse altı tanedir: Üst üste iki yıl Altın Palmiye (İtalya 1956, 1957), Altın Kirpi (Bulgaristan, 1966), Krokodil (Sovyetler Birliği, 1069) ve Lotüs (Asya-Afrika Yazarlar Birliği tarafından Filipinler’in Manila kentinde, 1975) ödülleri. Son olarak Gabrova kentinde (Bulgaristan) kik yılda bir düzenlenen Gülmece ve Yergi Şenliği’nde, Uluslar arası Gülmece Kitapları Yarışması’nda Büyük Ödül’ü ( Hitar Petar Ödülü, 1977) kazandı.

ESERLERİ
İlk baskı yıllarına göre eserleri:

Hikaye kitapları : Geriye Kalan (1948), İt Kuyruğu (1955), Yedek Parça (1955), Fil Hamdi (1955), Damda Deli Var (1956), Koltuk (1957), Kazan Töreni (1957), Toros Canavarı (1957), Deliler Boşandı (1957), Mahallenin Kısmeti (1957), Ölmüş Eşek (1957), Hangi Parti Kazanacak (1957), Havadan Sudan (1958), Bay Düdük (1958), Nazik Alet (1958), Gıdıgıdı (1959), Aferin (1959), Kördöğüşü (1959), Mahmut ile Nigar (1959), Gözüne Gözlük (1960), Ah Biz Eşekler (1960), Yüz Liraya Bir Deli (1961), Bir Koltuk Nasıl Devrilir (1961), Biz Adam Olmayız (1962), Sosyalizm Geliyor Savulun (1965), İhtilali Nasıl Yaptık (1965), Rıfat Bey Neden Kaşınıyor (1965), Yeşil renkli Namus gazı 81965), Bülbül Yuvası Evler (1968), Vatan Sağolsun (1968), Yaşasın Memleket (1969), Büyük Grev (1978), Hayvan Deyip Geçme (1980), 70 Yaşım Merhaba (1984), Kalpazanlık Bile Yapılamıyor (1984), Maçinli Kız İçin Ev (1987), Nah Kalkınırsın (1988).

Romanları: kadın Olan Erkek (1955), Gol Kralı Sait Hopsait (1957), Erkek Sabahat (1957), saçkıran (1959), Zübük (1961), Şimdiki Çocuklar Harika (1967), Tatlı Betüş (1974), Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1977), Surname (1976), Tek Yol (1978).
Anıları: Bir Sürgünün Hatıraları (1957), Böyle Gelmiş Böyle Gitmez (1. Bölüm 1966, 2. Bölüm 1976), Poliste (1967), Yokuşun Başı (1982), Salkım Salkım Asılacak Adamlar (1987), Rüyalarım Ziyan Olmasın (1990).
Masalları: Memleketin Birinde (1987), Hoptirinam (1960), Uyusana Tosunum (1971), Aziz Dededen Masallar.
Taşlama: Azizname (1970).
Fıkralar: Nutuk Makinası (1958), Az Gittik Uz Gittik (1959), Merhaba (1971), Suçlanan ve Aklanan Yazılar (1982), Ah Biz Ödlek Aydınlar (1985), Korkudan Korkmak (1988),
Gezi: Duyduk Duymadık Demeyin (1976), Dünya Kazan Ben Kepçe (1977),
Oyunlar: Biraz Gelir misiniz (1958), Bir Şey Yap Met (1959), Toros Canavarı (1963), Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı (1968), Çiçu (1970), Tut Elimden Rovni (1970), Hadi Öldürsene Canikom (1970), Beş Kısa Oyun (1979), Bütün Oyunları Adam Yayınları’nda çıktı (1982).
Barbaros’un Torunu, Hakkımı Ver Hakkı, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz oyunları basılmadı.
Şiir kitapları: Sondan Başa (1984), Sevgiye On Ölüme Beş Kala (1986), Kendini Yakalamak (1988), Hoşçakalın (1990), Sivas Acısı (1995)
Konuşmalar: İnsanlar Konuşa Konuşa (1988), Çuvala Doldurulmuş Kediler (1995). 1995’te çeşitli türdeki kitaplarından yaptığı seçki Sizin Memlekette Eşek Yok mu? adıyla yayınlandı.

HAKKINDA YAZILANLAR

1.Çağımızın Nasrettin Hoca’sı Aziz Nesin Demirtaş Ceyhun adlı kitabında yazarla ilgili anıları topladı.

2.Deniz Gezmiş’ten Yaşar Kemal’e
Portreler
Oral Çalışlar
Çağdaş Yayınları
Deniz Gezmiş, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Yılmaz Güney, Mehmet Ali Aybar, Sabahattin Ali, Fikret Otyam, Panayot Abacı, Lefter ve… Bu kitapta onların öykülerini okuyacaksınız. Bütün bu portrelerin, bir dönemin güzel bir resini vereceğine inanıyoruz. Bazılarını yakından tanıdınız, bazılarının adını ise hiç duymadınız. Onlar bizi bize anlatıyor. Bir dönemin tanıklığını da içeren bu portreleri beğeneceğinizi umuyoruz.

Yorum yok

Aşık Çelebi

Tezkireci, kadı, yazar ve divan şairidir.1520 yılında Prizren’de doğdu.Bağdat’lı bir ailenin çocuğudur.Bursa’da Mahkeme katipliği, 1541-1546 yılları arasında Emir Sultan Vakfı mütevelliği (yöneticiliği) yaptı. Bu görevden alınınca 1546 yılında İstanbul’a döndü.İstanbul’da Mahkeme katipliği, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin fetva katipliğini ve kadılık yaptı.Üsküp’te kadı iken 1572 yılında 52 yaşında vefat etti. Üsküp’teki türbesine gömüldü.

Eserlerinden bazıları:Meşair’üş Şuara, Şekayık’ün Numaniye (zeyl), Divan.

Kaynak:Osmanlı Tarihi Yazarları M.Orhan Bayrak İstanbul 1982

Yorum yok

Anna Dostoyevski

ANNA DOSTOYEVSKı (Anna Grigoryevna Snitkina) 1846’da St. Petersburg’da doğdu. Liseyi bitirmek üzereyken Fyodor Dostoyevski’yle tanıştı. Yazarın el yazması notlarını stenografi aracılığıyla metin haline getirmek üzere yanında çalışmaya başladı. Kısa bir süre sonra henüz 20 yaşındayken 45 yaşındaki Dostoyevski’ye aşık oldu ve onunla evlendi. ıkisi kız dört çocukları dünyaya geldi. Bunlardan sadece ikisi uzun ömürlü oldu. Anna Dostoyevski yaşamı boyunca yazarın hep yanında bulundu. Sovyet Devrimi’ni gördü, açlık yıllarının sıkıntısını yaşadı. Kafkasya’da elma bahçeleri içindeki evine çekildi. Bir süre sonra bağırsak iltihabı tanısıyla Yalta’da tedavi gördü. 9 Haziran 1918’de 72 yaşındayken yaşama veda etti. Yalta’da gömüldü. Daha sonra torunu tarafından St. Petersburg’da F. Dostoyevski’nin mezarının yanına nakledildi.

ESERİ

Fyodor Dostoyevski

Yorum yok

Andrew Mango

stanbul’da doğdu. Dil öğrenimini, Londra’daki School of Oriental Studies’de Farsça ve Arapça öğrenerek geliştirdi. Büyük ıskender olayının İslamiyet içinde yer alan biçimleri üzerine yaptığı araştırmayla doktorasını verdi. 1947’de öğrenciyken katıldığı BBC’de on dört yıl boyunca Türkçe Yayınlar bölümünün yöneticiliğinde bulundu. Burada Güney Avrupa ve Fransızca Yayınlar Müdürüyken 1986’da emekliye ayrıldı. O günden bu yana, bütün çalışmalarını Türkiye’yle ilgili konularda araştırmalara ayırıyor. Sık sık Türkiye’yi ziyaret eden Andrew Mango Londra’da oturuyor. Mango’nun, Türkiye’yle ilgili ilk yazısı 1957 yılında Political Quarterly adlı dergide yayınlandı. Turkey ve Discovering Turkey adlı tanıtıcı çalışmalarını Turkey: The Challenge of a New Role (1994) adlı kitabı izledi. Türkçe’de Atatürk (Modern Türkiye’nin Kurucusu) 2000 yılında yayımlandı.

ESERLERİ

Ataturk
Atatürk
Turks Today
Türkiye ve Türkler (1938′den Günümüze)

Yorum yok

Ali Sami Alkış

1947 senesinde Üsküp’te dünyaya gelen Alkış, gazeteciliğe 1966 yılında başladı. B.Sabah, Yeni İstanbul, Günaydın, Tercüman, Güneş ve son olarak da Türkiye Gazetesi’nde spor yazarlığı yapan Alkış’ın çeşitli kurumlardan aldığı 28 ödülü var..
Mavi Gözlerin Kronometresi, Bu Kitabı Okuyanı Vururum, Türk Sporcusu Nasıl Besleniyor? ve Türk Sporunda Seks adlı 4 basılı eseri bulunan yazarımız Ali Sami Alkış, İÜ İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından ‘Yılın İletişimcisi’ seçildi.

HAKKINDA YAZILANLAR

Ali Sami Alkış star’da
Star 3 Eylül 2001

Türk Spor Basını’nın güçlü kalemi, Anadolu’nun sesi, doğruların bekçisi, yalancıların korkulu rüyası ALİ SAMİ ALKIŞ da STARSPOR yazı ailesine katıldı.

STAR Gazetesi’nde Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve diğer konuları işleyeceği yazılarının yanı sıra STAR TV’nin spor programlarında da yorumculuk görevini üstlenecek olan ALKIŞ, değişik tarzdaki kritikleriyle birlikte, müthiş tespitleri ile gündemi sürekli belirleyen isimlerden olacak.

Yorum yok

Ali Fuat Cebesoy

1882 yılında İstanbul’da doğdu. Babası İsmail Fazıl Paşa’nın gönülsüzlüğüne rağmen, girdiği Harp Okulu’nda Mustafa Kemal ile aynı sınıfa düşmesi bir bakıma gelecekteki kaderini çizmiş oldu. Cebesoy’un Beyrut’ta başlayan kıta hizmetleri, 1908′deki Roma Askeri Ateşeliği dışında, çok hareketli geçti.Trablus’ta savaş başlar başlamaz (1911) oraya ilk gidenler arasındaydı. Balkan Savaşı sırasında Karadağ’da, Yanya Kalesinde, Pista ve Pisani muharebelerinde, 1. Dünya Savaşının başında tümen komutanı olarak katıldığı Kanal Hareketinde, büyük başarılar gösterdi. İstanbul Hükümeti’nin İçişleri Bakanı, Mustafa Kemal’in görevsizliğini bir genelgeyle açıklayınca Ali Fuat Paşa’da kendi bölgesindeki valilere ve mutasarrıflara kendisinden gelecek emirlere göre hareket edilmesini bildirdi (1919). Ayrıca, her tarafta Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetlerinin kurulacağını ilgililere hatırlattı. Bu çabaları takdirle karşılandığı için, Sivas Kongresi sonrasında Cebesoy, Umum Kuvayı Milliye komutanı olarak görevlendirildi. Kendisini çekemeyenlerce Çerkez Ethem taraftarlığıyla suçlandı. Doğru olmadığı sonradan belgelerle ortaya konan bu suçlama üzerine, ayaklanmaların bastırılmasından sonra, Ankara’ya çağrılarak Moskova Büyükelçiliğine atandı. Mustafa Kemal’in talimatını yerine getirmekle yükümlü olduğu bu zor görevi başarıyla yürüttü ve 10 Mayıs 1921′de Ankara’ya dönerek Mecliste siyasi çalışmalarına başladı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanlığını yaptı. 1925′te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı. Ertesi yıl (1926) İzmir Suikasti dolayısıyla Ali Fuat Paşa da tutuklandı, yargılandı ve beraat etti. Cebesoy’un ikinci dönem siyasi hayatı İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı yıllarında başladı. Milletvekili olarak tekrar Meclise girdikten sonra Bayındırlık Bakanlığı (1939-1943) ve bir ara TBMM Başkanlığı da (1947-1950) yaptı. 1968 yılında öldü.

ESERLERİ

Sınıf Arkadaşım Atatürk
Okul ve Genç Subaylık Anıları
Ali Fuat Cebesoy
İnkilap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar

Mustafa Kemal’i altmış yıl önce bir cuma akşamı tanımıştım. Harp Okulu’nda ve Harp Akademesi’nde sınıf arkadaşımdı. 1905 yılı başlarında birer Kurmay Yüzbaşı olarak şanlı Türk Ordu’suna katıldık. Önce Suriye’de Beşinci, sonra da Makedonya’da Üçüncü Ordu’larda kurmay stajlarımızı birlikte yaptık. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde aynı safta bulunduk. Mücadelelerimiz ortaktı. Hürriyet hareketlerinde de birlikte çalıştık. Bu kitap, okul ve genç subaylık hayatımızın anılarını içine almaktadır. -Ali Fuat Cebesoy-

HAKKINDA YAZILANLAR

Ali Fuad Cebesoy
(1882-10 Ocak 1968)
Ayfer Özçelik
Akçağ Yayınları / Biyografi İnceleme Dizisi

… Türk Milli Mücadele Tarihi’ne yeni bilgiler ilave edeceğine inandığımız bu çalışmamız, ilmi ölçüler içinde yapılacak başka biyografik eserlerle daha iyi anlaşılacak, yorumlanacak ve en önemlisi Türk Tarihi’nin önemli bir devresini yani Milli Mücadele ve onun ayrılmaz bir parçası olan Türk İnkılapları ve İnkılapçılarının hayatı gözler önüne serilecektir.
-Ayfer Özçelik-

Yorum yok

Ahmet Taner Kışlalı

10 Temmuz 1939′da doğdu Tokat`ın Zile ilçesinde. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi`ni bitirdikten sonra 1962-63 yılları arasında Yenigün Gazetesi’nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1968-72 yılları arasında öğretim görevlisi olan Ahmet Taner Kışlalı, 1967 Paris Hukuk Fakültesi’nde doktorasını yaptı. 1988 yılında da profesör olan Ahmet Taner Kışlalı, 1977′de Cumhuriyet Halk Partisi`nden 5. Dönem İzmir Milletvekili seçildi. Kışlalı, Bülent Ecevit tarafından kurulan 42. Hükümet`te 1978-79 yıllarında Kültür Bakanı olarak görev yaptı.

12 Eylül sonrasında üniversiteye dönen Kışlalı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi`nde siyaset bilimi dersleri verdi. Ahmet Taner Kışlalı, aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi`nde ”Haftaya Bakış” başlığıyla köşe yazıları yazıyordu.Kışlalı, 21 Ekim 1999 Perşembe günü, Ankara’da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu vefat etti.

HAKKINDA YAZILANLAR

İki Türk’ün Ölümü
Nilgün-Ahmet Taner Kışlalı’nın yaşamöyküsü
Sıtkı Uluç
Ümit Y. İstanbul 2001

İki “insanı”ın yaşamöyküsü….
Nilgün Kışlalı “Türk” dedi…
Ahmet Taner Kışlalı “Atatürk” dedi.
Bir Türk’ün ölümü…
İki Türk’ün ölümü…
Türklerin ölümü….
Ölüyorlar, öldürüyorlar, “Türk” dedikçe, “Atatürk” dedikçe…
Ve “Ölen ölür, kalan sağlar bizdendir” diyenler ürüyor…
Olsun…
Bu kitap, Kışlalı’ların geride bıraktıkları sevginin, doğallığın, insanlığın ve umudun izlerini yansıtıyor.

Yorum yok

Ahmet Kutsi Tecer

4 Eylül 1901′de Kudüs’te doğdu. 1929′da İstanbul Darülfünunu Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Bir süre edebiyat öğretmenliği yaptıktan ve Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi üyeliğinde bulunduktan sonra 1942-1946 döneminde milletvekili seçildi. 1949-1951 arasında öğrenci müfettişi olarak Fransa’da bulundu. 1950′de Unesco Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine getirildi. Türkiye’ye döndükten sonra, emekli olduğu 1966 yılına kadar İstanbul’da öğretmenlik yaptı.Tecer edebiyata şiirle başladı.

Şiirleri 1921′den sonra Dergâh ve Milli Mecmua gibi dergilerde çıktı. Daha sonra Varlık, Oluş, Yücel ve Ankara Halkevi’nin çıkardığı, kısa bir süre de kendisinin yönettiği Ülkü gibi dergilerde şiirlerini yayınladı.Şiirlerini 1932′de Şiirler adlı kitabında topladı.Bu kitabın yayınından sonra yazdıkları yalnızca dergilerde kaldı.Şiirlerini hece ölçüsüyle yazdı.Daha sonra başladığı oyun yazarlığında da milli değerlere önem vermiştir. İlk ve en önemli oyunu Köşebaşı’nda Batı’ya özenenleri eleştirir. 1961′de sahnelenen son oyunu Satılık Ev yayımlanmamıştır. Çoğunluğu dergilerde olmak üzere Halk edebiyatı ve folklor konularında çeşitli incelemeleri de vardır. 23 Temmuz 1967′de İstanbul’da öldü.

ESERLERİ Şiir: Şiirler, 1932. İnceleme: Köylü Temsilleri, 1940.

Oyun: Yazılan Bozulmaz, 1947; Köşebaşı, 1948; Köroğlu, 1949; Bir Pazar Günü, 1959; Satılık Ev, 1961.

Yorum yok